Müteahhitler İhracatçı Olma Yolunda İlerliyor!

(KONUTDER Başkanı Altan Elmas, Bakan Muş’un, yabancıya gayrimenkul satışının ihracat kapsamında değerlendirilmesi için desteğinin sürdüğünü belirtti.

Müteahhitler İhracatçı Olma Yolunda İlerliyor!

Dünya Gazetesi'nden Sadi Özdemir'in Yazısı...

Türkiye’nin, Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) 3. Çeyrekte (temmuz, ağustos, eylül) yüzde 7,4 büyüdü.

Sanayi sektöründe yüzde 10’luk büyüme, inşaatta yüzde 6,7 ve tarımda yüzde 5,9’luk küçülme gördük.

Sanayideki büyüme ve tarımdaki küçülme daha iyi malzemeler olduğu için bu iki rakam üzerinden büyüme tartışmaları öne çıktı.

İnşaat içinse siyaset, bürokrasi ve medyada neredeyse ‘oh oldu’ diyen bir yaklaşım gördük. Ben bu konuda farklı düşünüyorum.

Eğer inşaat da yüzde 6-10 arası büyüyebilseydi toplam büyüme yüzde 10’a yükselir işsizlik de tek haneli rakamlara dönerdi.

Eğer öyle olsaydı sanayideki büyüme ivmesi yerine yine ‘inşaatla büyümüşüz’ eleştirilerini dinlerdik.

Bence memleketin şartları nedeniyle en az 30 yıl daha büyüme ve istihdamın motoru olması gereken inşaat ve gayrimenkul sektörüne büyük haksızlık yapılıyor.

Elbette her sektörde yanlışlar vardır, eleştirilmeli ve çözüm önerileri geliştirilmeli.

Ancak, son yıllarda hiçbir sektör için olmadığı kadar inşaat sektörü için negatif bir karşı duruşa tanık oluyoruz.

Duayen gazeteci Rauf Tamer’in, memlekette her gelişmeye takoz olan zihniyeti simgelemek için Tercüman Gazetesi yıllarından beri kullandığı ‘o kafa’ metaforu vardır.

Ekonomide geleneksel sektörlere o kafanın yıllardır nasıl ters baktığını hatırlatmak isterim.               

Üretim, istihdam ve ihracata muhalefet doğru mu?           

Bu ülkede meyve veren her ağaç taşlandı ama memleketin ağaçları her şeye rağmen her sene meyve vermeye devam etti.

Taşlamaktan başka bir şey bilmeyenlere inat birileri de her dönem ağaç dikmeye devam etti.

1980’lerin sonuna doğru merhum Turgut Özal, Türkiye’nin turizm kapasitesini Akdeniz çanağındaki devlerle yarışır hale getirme hedefiyle güçlü teşvikler başlatınca, siyasette ve bürokraside “ülkenin sahilleri holdinglere (zenginlere) peşkeş çekiliyor” diyen o kafayla uzun süre uğraşmak zorunda kalmıştı.

Bugün Türkiye (normal şartlarda) yılda 45 milyon turist 35 milyar dolar turizm geliriyle övünebiliyor.

1990’larda tekstil ve hazır giyim sektörlerimizde Avrupa ile Gümrük Birliğinin de etkisiyle yatırım furyası başlayınca ‘apartmanlar bile atölye oldu ülkeyi çaputçu yaparak mı kalkındıracaksınız’ diyen o kafa yine sahnedeydi. Bugün tekstil ve hazır giyim ihracatı 30 milyar doların üzerinde, en yüksek istihdama sahip sanayi sektörümüz hazır giyim olduğu için mutluyuz.            

Dünyanın otomotiv devleri Türkiye’ye yatırım yaparken de ‘ithalata bağımlı montaj sanayi kuruyorsunuz hem siz motor da yapamazsınız’ diyen o kafa hala konuşsa da bugün yılda 1,5 milyon araç üretim kapasitesine sahip otomotiv sanayimizin yıllık ihracatı 30 milyar dolar ithalatı 20 milyar dolar civarında.

Türkiye’de üretilmeyen motor kalmadı, yakında elektrikli araçların da üretim merkezlerinden biri Türkiye olabilir.             

Gelelim asıl söylemek istediğime. 2000’lerde başlayan altyapı üstyapı, konut, alışveriş merkezleri inşaatlarına kafaya takanlar da ‘her yer inşaat her yeri beton yaptınız, inşaata verdiğinizi sanayiye verseydiniz aya giderdik’ diye hâlâ homurdanıyor.

Bugün Türkiye’nin, yılda ortalama devam eden 20 milyar dolarlık yurt dışı müteahhitlik işi, yılda 20 milyar doların üzerinde inşaat malzemesi ihracatı, yabancıya yılda 5 milyar dolarlık konut satışı, yurt içinde de yıllık 600 bin konut üretim kapasitesine sahip bir inşaat sektörü var.

İnşaatın bütün sektörlerden çok daha istihdam yoğun olduğunu, memlekette deprem riski nedeniyle mevcut konut stokunun yüzde 60’ının yenilenmesi gerektiğini, Allah korusun kentsel dönüşüm bitmeden bir deprem yaşarsak ‘start up, ionvasyon ve teknoloji’ de yapamayacağımızı söylemek bile istemiyorum.

Müteahhitler ‘ihracatçı’ olma yolunda ilerliyor

Geçen hafta, inşaat ve gayrimenkul sektörünün en önemli isimlerini temsil eden Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Altan Elmas ve Gayrimenkul Yurtdışı Tanıtım Derneği (GİGDER) Başkanı Ömer Faruk Akbal, Ankara’daydı.

Önce, Ticaret Bakanı Sayın Mehmet Muş ile sonra ‘Hazine ve Maliye Bakanı atanmadan az önce’ Sayın Nureddin Nebati ile görüştüler. Altan Elmas, Bakan Muş’un, yabancıya gayrimenkul satışının ihracat kapsamında değerlendirilmesi için desteğinin sürdüğünü belirtiyor ve kendisiyle ‘yabancıya konut satışının ihracat sayılması ve bu kapsamda ne gibi destekler sağlanabileceğine dair detaylar’ üzerinde çalıştıklarını anlatıyor.

Nureddin Nebati’nin Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanmasından dolayı da son derece mutlu. Onun da reel sektörlere en dost isimlerden biri olduğunu ve her sektörün kendisine çok kolay ulaşıp sorunlarını anlatabileceğini belirtiyor.

Bakan Nebati’nin ayrıca, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) kökenli bir iş insanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faizleri düşürme öncelikle yeni ekonomi modeli için inançla çalışacak en doğru isim olduğunu kaydediyor.

YORUM EKLE