Mimaride Yeni Bir Dönem!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hakim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz” dedi ve yatay mimariyi yaygınlaştıracaklarını belirtti.

Mimaride Yeni Bir Dönem!

Harap Köşkleri Ayağa Kaldırdık

“Maalesef ülkemizde bir dönem, ecdat mirasına çok hoyrat davranılmış, nice güzel eserler yerle yeksan edilmiştir. Dolmabahçe’deki harap haldeki mekanları restore ederek, önce Başbakanlık şimdi Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinde kullanıyoruz.

Beylerbeyi Sarayı takibimizle Meclis Başkanlığı tarafından restore edildi. Daha sonra yine Cumhurbaşkanlığı bünyesinde değerlendirdik. Aynı şekilde büyük bir vefasızlıkla harabeye dönen Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü’nü restore ederek ülkemizin sembol eserlerinden biri haline getirdik.

Yıldız Sarayı’nın diğer kısımlarıyla ilgili çalışmalar da yine devam ediyor. Tarabya’daki harap halde bulunan Huber Köşkü ile adeta tamamen yıkılmış olan Çengelköy’deki Vahdetin Köşkü’nü de yeniden ayağa kaldırdık.

Yeni Bir Devir Başlatacağız

Ülkemize uzunca bir süredir hâkim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz.

Artık pek çok şehrimizde sadece kamunun değil, özel sektörün ve kişilerin de projelerini aynı anlayışla yürüttükleri görüyoruz.

Yatay mimariyi yaygınlaştırmak suretiyle, Türkiye’nin çehresini orta ve uzun vadede tamamen değiştireceğimize inanıyoruz.

Özgürlüğümüzden Uzaklaştık

Günümüzde dünyasında toplumlar kültürler arasında etkileşim kaçınılmaz bir gerçektir. Ama biz diğer hususlarla birlikte kültür sanatta da sadece kopya çeken, taklit eden durumunda kalarak özgürlüğümüzden uzaklaştık.

Bilhassa tek parti döneminde kültürel alanda tamamen taklitçi, tamamen baskıcı, ülkenin ve milletin değerleriyle kavgalı bir zihniyetin esiri olduk. Hiç şüphesiz son yıllarda gayet güzel, takdire şayan kültür sanat ürünleri ortaya konmuş, ilmi faaliyetler gerçekleştirilmiştir.

Mesele bunların sınırlı bir alanda kalmış olmasıdır. Hayat boşluk kabul etmiyor. Kendi mimarinize sahip çıkmazsanız, kendinizi gecekonduların, çirkin betonarme binaların arasında bulursunuz.

Kaybolup Gidersiniz

Kendi edebiyatınızı, kendi müziğinizi üretemezseniz, küresel dalgaların içinde kaybolup gidersiniz. Türkiye tüm bu felaketleri yaşamış bir ülkedir. Bir süredir dile getirdiğimiz aile, eğitim ve kültür merkezli bir anlayışla medeniyet hedefimizi devralma hedefimizin gerisinde bu tespit yatıyor.

Aile ile temeli güçlendirilmemiş; eğitimle kalıcı hale getirilmemiş, kültür sanatla tahkim edilmemiş bir kalkınmanın bizi götüreceği yer zevksizliktir, sevgisizliktir, nobranlıktır, bataklıktır. İrfan ve hikmetle yoğurarak hayata geçireceğimiz atılımlarla, ülkemizi bu tehdidin yörüngesinden çıkartmakta kararlıyız.”

Hürriyet

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2021, 10:38
YORUM EKLE