Gayrimenkul Pandemide de Güvenli Liman Olmayı Sürdürdü

Pandeminin ilk gününden Temmuz ayının ortasında kadar da TL’nin dolar karşısında değer kaybı devam etti, 16 ayda değer kaybı yüzde 41 olarak gerçekleşti.

Gayrimenkul Pandemide de Güvenli Liman Olmayı Sürdürdü

Para Analiz'den Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz'ın Yazısı...

Bu uzun zaman diliminde alım gücünün düşeceğine yönelik beklentiler güçlendi. Para politikası uygulamalarının kısa vadede enflasyonu hedeflenen düzeye getirmekten çok uzak olduğu inancı yerleşti.

Enflasyon oranının daha da artacağına yönelik beklentiler, tasarrufları TL’den uzaklaştırırken döviz, altın, kripto para, gayrimenkul gibi varlıkların tercih edilmesine yol açtı.

Tasarrufların erimemesi için hangi varlık enflasyona karşı daha fazla getiri sağlıyor ve enflasyona karşı koruma mekanizması geliştiriyorsa, oraya doğru yönelim gerçekleşti.

2020 pandemi yılında büyüme oranındaki dramatik düşüşün önüne geçmek için yılın ikinci yarısından itibaren gevşetilen para politikasıyla indirilen faiz oranları, kredi talebini körükledi.

Ucuz paranın bollaştığı dönemde konuta olan talep arttı. Üstelik pandemide ertelenen talepler söz konusuydu.

Karantina döneminde şehirlerde, apartman dairelerinde sıkışan hanehalkları için bahçeli, ferah, hijyenik mekanlar ve evden çalışanlar için yazlık bölgelerdeki konutlar cazibe merkezi haline geldi.

Menkul kıymetler ve diğer varlık fiyatlarının beklenenin üzerinde “şişme”sinin eşlik ettiği bu ortamda konuta talep arttı.

2020 yılında konut satışında bir önceki yıla oranla yüzde 11 artış gerçekleşti. 2021 yılının ilk yarısında geçen yıla göre yüzde 11,5 daha az konut satılsa da, satılan konut sayısı 552.810 oldu.

Bunca satışın dörtte biri sadece Haziran ayında gerçekleşti. 2020 yılının son çeyreğinden itibaren kredi faizlerindeki yükseliş, ipotekli satış hacmini yüzde 29 daraltırken, diğer satış yöntemleri arttı.

Bir yandan pandemi, diğer yandan enflasyonist ortam, bir an önce tasarrufların değerlendirilmesi isteğini doğurdu.

Bu durum konuta olan talebi arttırırken konut fiyatları ve Konut Fiyat Endeksi de hareketlendi. Endeks, 2021 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2 oranında artarak 168,8 seviyesine çıktı.

Türkiye’de konut birim fiyatları (TL/m2) ndaki yıllar itibariyle ortaya çıkan yükseliş çok farklı gerçekleri ortaya çıkarıyor. 2010 Nisan ayında konut metrekare birim fiyatı, pandemi başlangıcına kadar 2018 yılı son çeyrekteki gerileme dışında, her ay ortalama yaklaşık yüzde 1 oranında arttı.

Ama pandemi ilanının hemen ardından Nisan 2020’de konut metrekare birim fiyatı ilk kez bir önceki aya oranla yüzde 5 birden arttı. Nisan 2020-Nisan 2021 artış ortalaması yüzde 2,5 olarak gerçekleşti.

Dolayısıyla 2010 yılının Nisan ayında 964,7 lira olan konut metrekare birim fiyatı, Nisan 2021’de 4.225 liraya ulaştı

Artan konut fiyatları, düşen alım gücüne, yoksullaşan halka rağmen konut talebi canlı ve satışlar sürüyor. Bu durumun temel nedeni sermaye temerküzü, diğer adıyla sermayenin belirli ellerde toplanmasıdır.

Bazı dar gelirliler düşen alım gücünü ayağa kaldırmak için kendi konutlarını satarken daha küçük bir konut alıp, aradaki tutarı geçimlerinde kullandı.

Bazı işletme sahipleri, pandemide işleri bozulunca yüksek talep gören konutlarını satışa çıkardı, işletmesinin borçlarını kapattı. Bazı konut sahipleri de, değeri artan gayrimenkullerini daha önce ummadıkları bir fiyata satarak, kısa vadeli geleceklerini garantiye almaya çalıştı.

İster likidite, ister küresel, isterse pandemi krizi olsun, üretim ve istihdam daralırken bu krizler bazı kesimler için eskiye göre daha güçlü bir yeniden yapılanma fırsatı olabilir, bazı kesimler için de gerçek anlamda çöküşü getirebilir. 

Tüm bu gelişmelerin sermayenin yoğun birikiminde işlevi vardır. Daha güçlü bir şekilde yeniden yapılanma fırsatı elde eden sermaye, giderek büyür. Üstelik çöküşe uğrayan ve varlığını sürdürmek isteyen diğer kesimlerin çoğu olanağını da elinden alarak.

Bu durum gelir dağılımında adaleti ve ekonomik istikrarı tehdit etse de ekonomik büyüme daha fazla önemsendiğinden üzerinde fazla durulmaz. Sermayenin giderek belli ellerde toplanması, gelir grupları arasında farkı büyütür, hayat standardının düşmesi, makroekonomik göstergelerin bozulması ve işsizliğin artması üzerine, toplumsal düzenin değişmesi yönünde talepleri yaratır

O nedenle kriz dönemlerinde sermaye temerküzü olasıdır. Belli ellerde toplanan sermaye reel sermaye ya da gayrimenkuller olabileceği gibi finansal sermaye de olabilir. Son dönemde sermayenin temerküz oranını belirleyen en önemli unsurun likidite bolluğu olması şaşırtıcı değildir.

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2021, 07:51
YORUM EKLE