banner53

Babanın Mirasının Reddi Halinde Babaanne veya Büyükbabadan Miras Kalır mı?

Miras bırakanın aktif ve pasif tüm varlıkları mirasçılara geçer. Bu sebeple sadece malvarlığı değerleri değil borçlar da mirasçılara geçmektedir. Bunu reddetmek mirasçıların en doğal hakkıdır. Bu sebeple hukukumuzda reddi miras kurumu oluşturulmuştur.

Babanın Mirasının Reddi Halinde Babaanne veya Büyükbabadan Miras Kalır mı?

Madde 605: Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

Hem yasal mirasçılar hem de atanmış mirasçılar açısından mirası reddetmek mümkündür. Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar mirası kabul etmiş sayılacaklardır.

Reddetmek için açık bir şekilde mirasın reddi beyanında bulunmaları gerekmektedir. Bu beyan da ancak mahkeme yolu ile yapılabilmektedir.

Bireyler murisin ölümü ya da mirasçı olduklarını öğrendikten sonra 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemelerine başvurarak reddi miras yapabilirler.

Bu üç aylık süre medeni kanunumuzun 606. Maddesinde düzenlenmiştir:

Madde 606: Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.

Mirasın reddedilmesi için ise sulh hukuk mahkemesine yazılı yada sözlü bir beyan verilmesi gerekmektedir.

Madde 609: Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir.

Mirasın reddi konusunda ayrıca, “miras reddedildikten sonra, reddeden kişi miras bırakanın anne ya da babasına mirasçı olabilir mi” sorusu akıllara gelmektedir.

Bu sorunun cevabı için öncelikle mirasın kaynağı irdelenmelidir. Medeni kanunumuzun 611. ve 614. Maddeleri birlikte yorumlandığında, mirasın reddi ile hısımlık ilişkisi sona ermeyeceği için büyükanne ve büyükbabaya mirasçı olma ihtimali ortaya çıkacaktır.

Madde 611: Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

Madde 614: Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.

Prof Dr. Kemal Oğuzman medeni kanunu yorumlarken: “Muristen evvel ölmüş bulunan zümre başının veya kökün yerini kendi füruu alır. Buna zümre ve tabakada halefiyet prensibi de denilmektedir. Her ne kadar kanunumuz buna fürular tarafından temsil diyorsa da hakikatte füru zümre başını veya kökü temsil etmez, onun yerini alır ve bizzat kendi mirasçılığı bahis konusudur.” demektedir.

Buradan da anlaşılacağı üzere altsoyun mirasçılığının kaynağı üstsoyu temsil etmesi değil bizzat onun yerine geçerek yasal mirasçı sıfatı kazanmasıdır.

Madde 575: Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.

Madde 580: Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır. Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.

Yukarıdaki maddelerden de anlaşılacağı üzere mirasın kazanılabilmesi için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekmektedir.

Mirası reddedilen kişi bir üst soyun ölümü tarihinde sağ bulunmamakta ise yasal mirasçı olamayacak bu sebeple miras hakkı ilk mirası reddeden kişilere kalacaktır.

Bu şekilde örneğin babanın mirası reddedildikten sonra, babadan daha sonra vefat etmiş büyükanne ya da büyük babaya mirasçı olunabilecektir.

Bu konuya Yargıtay 2 Hukuk Dairesinin karında değinilmiştir:

“Babasının mirasını reddeden evlat, babasından sonra ölen babaannesinin mirasçısı olur; babasının mirasını reddetmesi durumu babaannesinden mirasçı olmasına engel teşkil etmez.”

Yine Yargıtay 1 Hukuk Dairesi kararında:

“Her ne kadar Türk Medeni Kanununun 611.maddesi hükmü gereğince yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı miras açıldığı zamanı kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçerse de somut olayda T… kendi murisine ait mirası reddetmemiş Y… ve E… T…’den gelen mirası reddetmişlerdir.

O halde kendi murisine ait mirası reddeden bu kişilerin muris muvazaasına dayalı olarak açtıkları davanın dinlenilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.” Denilmektedir.

Ancak bu durumun mirası reddedilen kişinin üstsoyundan önce ölmesi durumunda olacağı öngörülmelidir. Daha sonra ölmesi durumunda ise miras önce reddedilen kişinin uhdesine geçeceği için mirasın üstsoydan gelen kısmı da reddedilmiş sayılacaktır.

Yani mirası reddedilen babanın, büyükbabadan ya da büyükanneden sonra ölmesi durumunda; büyükbaba ya da büyükannenin mirası öncelikle babaya geçeceği için mirasın o kısmı da reddedilmiş sayılacaktır. Ama mirası reddeden kişinin bir çocuğu olma ihtimalinde çocuk mirası reddetmediği için mirasın ona kalması söz konusu olabilir.

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2020, 05:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER