Emlakçıyı Aradan Çıkarma Jargonu!

Çanakkale Kalem'den Özgür Demirci'nın yazısı; Emlakçıyı Aradan Çıkarma Jargonu...

Emlakçıyı Aradan Çıkarma Jargonu!

"Öncesinde emeğe saygısızlığın elbette bir mazereti olamaz ama toplum olarak bunu olağan karşıladığımızdan sırf gayrimenkul sektöründe değil hemen hemen tüm sektörlerde ahlaksızca yapılan davranışların hep bir mazereti olur. Bunun sebebi yapılan eylemin temel ahlak ilkelerinin dışında olmasına rağmen kişinin bulduğu mazeretler ile kendisini temize çıkarma isteğidir. Çünkü kime sorarsanız sorun kişi kendisinden bahsederken “dürüst, asil, mert, ahlaklı, söylediği sözün arkasında sonuna kadar duran, haramda gözü olmayan, kul hakkı yemeyen” gibi ifadelerle tanımlama ihtiyacı hisseder. Ama iş sınanmaya geldiğinde bazı kişiler için durum değişir çünkü para veya güç düşünülenden çok daha sıcak olduğu için “kızgın demiri soğutmak”gibi hamleler ile emlakçıların gönlü alınmaya çalışılır. Velakin amaç kızgın demiri soğutmaktan ziyade harama el uzatmaktır karşısındakini hiçe sayarcasına.

Bizim sektörümüz için bahsedersek, bu harama el uzatma veya aradan çıkarmanın jargonu çok eğlencelidir. Daha cümlenin gelişinden nereye varacağını hissedersiniz ama karşınızdaki kişi zaten çoktan yanlış yola saptığından hissettiklerinizin gerçeğe dönüşmesini izlersiniz sadece.

Aşağıda meslektaşlarımın pazarlamasını gerçekleştirdikleri mülklerde bir noktada karşılarına çıkabilme ihtimali olan cümleler ve Türkçeleri mevcut. Tabi herkes bu şekilde davranıyor gibi bir anlam çıkmasın, ancak çoğu zaman iş bu noktaya geldiyse sonuç can sıkıcı oluyor. Çünkü karşısındaki gayrimenkul danışmanının emeğini sonuna kadar kullanıp, uygulanan pazarlama adımları neticesinde gayrimenkulün hedef kitleye ulaştırılması gibi kritik bir işi başarıyla yürüten meslektaşlarımın emeklerinin boşa çıkartıldığı, gayrimenkulden önce Gayrimenkul Danışmanının satılabildiği bir sektörde faaliyet gösteriyoruz.

“Geçen gün çok yakın bir tanıdığım geldi, daireyi gördü”. Türkçesi; “Para sıcak geldi, sana yönlendirmedim, gittim gösterdim ve pazarlığını bile yaptım”.

“Tanıdık bir emlakçı dostum geldi, bir akrabası için rica etti, gösterdim”. Türkçesi; “Bir emlakçı müşterisini getirdi, inanmayacaksın ama evi verdim”.

“Biliyorsun paraya ihtiyacım var ve emlakçı olunca almıyorlar”. Türkçesi; “Senden habersiz ben evi gösteriyorum ve bir müşteri buldum veya bulmak üzereyim”.

“Bu seferlik böyle oldu ama diğer gayrimenkulleri sen satacaksın”. Türkçesi; “Sana bu kazığı atıyorum, halabana inanmaya devam edersen sana kazık atmalara doymayacağım”.

“Ben satmaktan vazgeçtim, sözleşmeyi alayım senden”. Türkçesi; “İş bitti, şu belgeyi de ver attığım kazık ile ilgili kendimi sağlama alayım”.

“Almaktan vazgeçtim, yer gösterme formunu geleyim de alayım sizden”. Türkçesi; “Mal sahibi ile mercimeği fırına verdik, yer gösterme formunu alayım yerine bir bardak soğuk su ikram edeyim”.

Velhasıl bu liste uzayıp gidiyor; bununla beraber söylediğinin arkasında durabilecek karakterde insanlar yok mu? Elbette var, hem de çok var. Zaten bunca yıldır bu işi yapıyorsam da tamamen o dostlar sayesinde ve o dostlara eklenecek yeni kişileri tanıma ümidiyle yapıyorum. Yoksa yukarıdaki gibi emeğe saygı göstermeyi beceremeyenleri tanısak hayatımıza bir şey eklenmiyor veya tanımasak bir şey eksilmiyor."

YORUM EKLE