Depozitoda Kesinti Hangi Durumlarda Yapılır?

Kural olarak depozito, olağan kullanımdan kaynaklanan eskimeler dışında, taşınmazda oluşacak maddi hasarlara ilişkin alınan güvence bedelini ifade eder.

Depozitoda Kesinti Hangi Durumlarda Yapılır?

Bu kapsamda depozito, parkelerin aşınması, fayansların renginin solması gibi normal kullanımdan kaynaklananeskimeleri kapsamıyor olup kapı kolunun kopması, pencerenin kırılması gibi doğrudan maddi zararlara ilişkin teminattır.

Bu noktada belirtmek gerekir ki depozito; kombinin bozulması, su tesisatının sızdırması gibi olağan kullanımdan kaynaklanan hususlara karşı da güvence teşkil etmez.

Zira taşınmazın demirbaşını kiracı için yaşanabilir ve faal halde tutmak da kiraya verenin görevidir.

Ancak söz konusu demirbaşta kiracının kusurlu davranışından kaynaklanan bozulmalardan kiracının sorumlu olduğu izahtan varestedir.

İşte depozitonun iade edilmemesi / kesinti yapılması durumlarında hukuki olarak kimin haklı olduğuna yukarıdaki kriterlere göre karar verilecektir.

Depozitoyu Vermeyen Ev Sahibi

Kira sözleşmesi sona erip taşınmaz tahliye edilmesine rağmen depozito ödenmediyse (ve eğer depozito için bankada mevduat hesabı açıldıysa) kira sözleşmesinin bitiminden itibaren 3 ay sonra banka, başvuru üzerine ilgili meblağı kiracıya ödeyecektir.

Genelde depozitoyu ayrı bir mevduat hesabına yatırma ev/işyeri sahipleri tarafından pratikte uygulanmadığı için kiraya verenler depozito bedelini kendi hesaplarında tutmaktadırlar.

Bu durumda kiracılar önce icra takibi başlatarak, takibe itiraz edilirse de sulh hukuk mahkemesinde dava açarak depozitonun iadesini istemelidir.

Önce icra takibi başlatmadaki amaç dava sonunda yüzde 20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hak kazanmaktır. Bu noktada taşınmazda maddi hasar oluştuğunu ispat yükü kiraya verenin üzerinedir.

İspat için kira sözleşmesine göre taşınmazın durumu, taşınmazın son hali, oluşan hasar, hasarı oluşturanın kiracı olduğu ve kiracının bunda kusuru olduğu gibi hususlar kiraya veren tarafından ispat edilmelidir.

Kiraya veren bu ispat aşamasında yazılı delil kullanabileceği gibi tanık da dinletebilir. Esasında bu hususların muntazam şekilde ispatı genellikle kiraya verenin ihmalinden ötürü gerçekleştirilemediği için bu noktada kiracıların bir nebze avantajlı olduğunu belirtmek gerekir.

Eğer kiraya veren, depozitoyu mevduat faizi işletilen bir güvence hesabına yatırmamışsa, bu durumda kiracının işletilmeyen faizi talep etme hakkına sahip olduğunu kabul etmek gerekir.

Örneğin 2015 yılında 30 bin lira depozito verilerek kiralanmış bir işyerinde 5 yıl kiracı olarak durulduktan sonra sözleşme karşılıklı olarak sona erdirilir ve depozitonun iadesi istenirse, söz konusu 30 bin lira 5 yıl boyunca mevduat hesabında tutulsaydı elde edilecek toplam faiz geliri de (mesela 21.400 lira) ilave olarak istenebilmelidir. Aksi durumda depozito bedeli enflasyona yenik düşerek değer kaybedecek ve kiracı mağdur olacaktır.

Toparlamak gerekirse; iade edilmeyen/eksik iade edilen depozito bedeli için kiracı dava açabilecektir. Bu halde gerek dava öncesi gerekse de dava sonrası usuli işlemlerde iki tarafın da titizlik göstermesinde fayda vardır, zira uygulamada sıklıkla görüldüğü üzere alacağını ispat edemeyen taraf haklı iken haksız duruma düşeceği için birtakım ilave masraflarakatlanmak zorunda kalacaktır.

Depozito Kira Yerine Sayılabilir mi?

Kiralanan taşınmazlarda meydana gelebilecek maddi hasarlara bir teminat olması amacıyla alınan depozito, kira sözleşmesinin sona ermesine az bir süre kala kiracılar tarafından kira yerine sayılabilmektedir.

Bazı zamanlar ise kirasını tam alamadığını düşünen ev/işyeri sahipleri depozitodan kesinti yapmakta ya da depozitoyu hiç ödememektedirler. Hukuken kiracının bu hareketi riskli olsa da aynı şeyi kiraya verenin yapması da tamamen risksiz değildir.

Depozito Kiracı Tarafından Kira Borcu Yerine Sayılabilir mi?

İlk aşamada bu soruya olumlu cevap vermek mümkün değildir, zira yukarıda da bahsedildiği gibi depozito almanın asıl amacı kira borcuna değil evde oluşabilecek maddi hasarlara karşı bir teminat oluşturmaktır.

Bu kapsamda kira ilişkisinin sona ermesinden ve kiraya verenin “taşınmazda maddi hasar oluşmamıştır” kanaatine varmasından önce kiracının böyle bir tutum izlemesi durumunda, kiraya verenin yasal yollara başvurma hakkı doğmaktadır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER