03 Aralık 2016 Cumartesi  Mobil Künye Sitene Ekle İletişim
               

EMLAK KONUT GYO:
Türkiye Gayrimenkul Sektörü 2016 Raporu Açıklandı


Gayrimenkul
sektörünün temsilcisi ve öncü kurumu olan “Türkiye’nin Gayrimenkul Platformu”, Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneğinin, (GYODER) 2016 yılı 3.Çeyrek raporunu şöyle:


Deflasyonist eğilimler ülkeleri olumsuz etkilemektedir

Dünya ekonomisi açısından 2016 yılı 3.Çeyreği oldukça yoğun geçmiştir. Özellikle küresel sistemik risk unsuru olarak görülen deflasyonist eğilimlerin yarattığı sorunlar ve büyüme problemleri hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkilemeye devam etmiştir. ABD ekonomisinde yaşanan göreceli toparlanma büyüme ve işsizlik rakamlarında kendisini gösterse de fiyatlar genel seviyesi istenilen noktaya henüz ulaşmamıştır. ABD Merkez Bankası(Fed) parasal genişleme aşamasını sonlandırıp oldukça yavaş bir şekilde daraltıcı politikalar uygulamaya koymaktadır. 2016 yılsonu itibarı ile faiz artışı yapması muhtemel görülmektedir. Bu süreç uluslararası fon akımlarından, küresel varlık fiyatlarına ve yerel para birimlerinin değerlerine kadar pek çok değişkeni etkilemektedir. AB de ise deflasyon ve buna bağlı resesyon devam etmekte olup zayıf bir ekonomik görünüm sürmektedir.



Türkiye Ekonomisi iç dinamiklerden kaynaklanan risklerin yoğunlaştığı bir dönemde

AB Merkez Bankası (ECB) eksi faiz politikası ile parasal gevşemeyi sürdürmektedir. Gerek Euro gerekse Euro dışı AB üyelerinde ekonominin toparlanmasının daha zaman alacağı öngörülmektedir. Japon ekonomisi de AB ile aynı süreci daha uzun bir süredir yaşamakta olup Japon Merkez Bankasının(BoJ) geniş- lemeci politikaları sürmekte olup, siyasi iktidar sürece iktisat politikaları ile de destek vermektedir. Gelişmekte olan ülkeler grubuna bakıldığında ise her türlü olumsuzluğa karşın Çin, Hindistan, Endonezya, Türkiye gibi ülkeler büyüme hızları ile dünya ekonomisine destek vermektedirler. 2016 yılı üçüncü çeyreği ile son çeyreği büyüme ve küresel merkez bankalarının tutumlarının ekonomileri oldukça etkilediği bir dönem olarak şekillenmektedir. 2016 yılı 3.çeyreği Türkiye Ekonomisi açısından değerlendirildiğinde ise iç  dinamiklerden kaynaklanan risklerin yoğunlaştığı bir dönem olması bakımdan dikkat çekmektedir.





Türkiye ekonomisi  %4,5 den %3,2’ye çekilmiştir

Türkiye ekonomisi, ilk çeyrekte bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 büyürken ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre %3,1 büyüyerek beklentileri aşmıştır. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı kısa süreli belirsizlik ortamı üçüncü çeyrekte büyüme hızını aşağı çekecek bir görüntü sergilemektedir. 2016 yılı için hükümet tarafından 4 Ekim’de açıklanan yeni OVP ’ye göre yılsonu büyüme tahmini %4,5 den %3,2’ye çekilmiştir. Büyüme tahmininde aşağı yönlü bir revizyon yapılmış olsa da yeni belirlenen oran dahi bugünkü dünya konjonktüründe önemli bir rakamı işaret etmektedir. Küresel risk iştahında görülen dalgalanma 2016 yılı üçüncü çeyreğinde negatif yönlü bir seyir izlemiş, gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışları yaşanmıştır. Bu ve Türkiye’deki gelişmelerden (Darbe Girişimi, jeopolitik riskler, not değişikliği gibi) ötürü ülke risk primimizde ufak artışlar yaşanmıştır. Buna rağmen TCMB kararlılıkla faiz seviyelerini düşürerek ekonomiyi canlandırma politikasına devam etmektedir. İnşaat sektörü hem Dünya hem de Türkiye’deki gelişmelerden etkilense de belli bir büyüklüğe ulaşmış olmanın verdiği ölçek ekonomisi ile giderek kurumsal bir yapıya kavuş- maktadır.




toparlanma hiçbir ülkede olmayacak ölçüde çabuk olDU

Türkiye konut sektörü dinamiklerine baktığımızda ise sosyal ve ekonomik olarak atlatılan badirelerden sonra toparlanmanın hiçbir ülkede olmayacak ölçüde çabuk olduğu gözlenmiştir. 2015 Ocak-Eylül ayları arası ülkemizde toplam 936.615 konut satışı gerçekleşirken, 2016 yılı aynı döneminde rakam 935.811 olarak gerçekleşmiştir.,Türkiye Gayrimenkul Sektörü 3. Çeyrek 2016 Sunuş ve Değerlendirme İnşaat ana sektöründe görülen toparlanmada GYODER ve Emlak Konut GYO A.Ş’nin 15 Temmuz sonrası yaptığı satış kampanyası oldukça etkili olmuştur. Bu kampanya sadece sektör ve bileşenlere umut vermekle kalmamış aynı zamanda diğer sektörlere de örnek olmuştur. Özellikle Bankacılık sektörünün bu kampanyayı baz alarak kredi faizlerinde yaptığı indirimler talebi olumlu yönde etkileyerek canlılığı artırmıştır.





Toplam 2 milyon kişi ile 155 Milyar TL ÖLÇEĞİNDE konut kredisi kullanıldı

Türkiye’de mevcut duruma baktığımızda, konut fiyatlarının yüksek olması ailelerin konut satın alımında belli bir oranda banka kredisi kullandığı gerçeğini göstermektedir. Türkiye Bankalar Birliği’nin ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın istatistikleri incelendiğinde toplamda 2 milyon kişiye ulaşan ve 155 Milyar TL’yi yakalayan ölçekte konut kredisi kullanıldığını söylemek mümkündür. Öte yandan, faiz oranları ile konut kredilerinin gelişimini irdelediğimizde ise iki değişken arasında yüksek korelasyonun varlığı herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Konut kredisi faiz oranları Ocak-Haziran döneminde ortalama aylık 1,18% , Temmuz ayında ise %1,15 olarak gerçekleşmiş ve hala göreli yüksek kredi maliyeti kredi artış hızını yavaşlatmıştı. Ancak Ağustos ayı ile birlikte Emlak Konut ve GYODER öncülüğünde başlatılan 120 ay ve aylık %0,7 faiz oranlı kampanyalar tüketicilerin geçmiş dönemlere kıyasla daha düşük maliyete katlanmaları anlamına gelmiştir. Diğer taraftan, yine Ağustos ayı içerisinde konut kampanyalarının yansıması olarak başlayan faiz oranlarının azalım süreci de dikkate değer bir gelişme olmuştur.





Konut edinimi için doğru zaman

Konut kredisi faiz oranlarının yüzde 0,82’lere kadar düşmesi ve konut kredilerinde yıllık maliyetin %9 gibi tek haneli oranlara indirilmesine yönelik çalışmalar yılın son çeyreğinde sektördeki var olan olumlu havayı daha da arttıracaktır. Dolayısıyla, maliyetlerin düşmesi ile birlikte bugünlerin konut edinimi için doğru zaman olduğunu söylemek gerekir. 2016 yılı son çeyreğine girerken baktığımızda Türkiye Gayrimekul sektöründe izlenmesi gereken önemli değişkenler olarak aşağıdaki unsurlar dikkat çekmektedir. Yabancı yatırımcının ilgisinin devam ediyor olması; bu noktada dövizin göreceli olarak değer kazanmasının yarattığı etki yanında; sadece konut niteliği ve niceliğine değil aynı zamanda mülk edindikleri şehri ‘bir yaşam alanı’ olarak görmelerinin etkileri de dikkat çekmektedir. Bunun en tipik örneği İstanbul da görülen yabancılara yönelik konut satışlarıdır. Yabancı konut alıcıları ve yatırımcıları açısından diğer bir nokta ise yapılması planlanan vize, vatandaşlık, oturma izni ve bürokratik işlemlerinin azaltılması sürecidir. Bu süreç tam anlamı ile hayata geçirildiğinde satışları önemli ölçüde destekleyecektir. 2016’nın ilk dokuz aylık döneminde konut satışlarının son yıllar ortalamasında seyrederek dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir.






Altyapı projelerinin cazibe merkezi  OLMASI dikkat çekTİ

 Kredi faizlerinde görülen düşüşün sektöre hareket getirmesi, Tüketicinin giderek daha rasyonel kararlar vererek sadece fiyat kıstasına bakmaması, yapı kalitesi, malzemesi, ulaşım kolaylığı gibi pek çok unsuru değerlendirmesi, İstanbul’un finansal bir merkez olması için yapılan çalışmaların daha da somutlaşması, inşaatların hızla ilerlemesi, Altyapı projelerinin cazibe merkezi ve ilgi yaratması ,(özellikle 2016 yılında hizmete giren Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Osmangazi Köprüsü ile önümüzdeki dönemde bitirilmesi planlanan İstanbul Boğazı tüp geçit projeleri, Üçüncü Havalimanı, Kanal İstanbul, Çanakkale Köprüsü, Ankara-İstanbul arası hızlı tren projeleri, ayrıca büyük şehirlerin hemen hemen tamamında görülen raylı taşıma ve metro projeleri ile çalışmaları) oldukça dikkat çekmektedir.





kira ve mülk fiyatlarınDA artış diğer şehirlere göre daha fazla

 Ulaşım araç ve olanaklarının giderek artması sonucu büyük şehir çevrelerinin genişlemesi ve bu çevrelerde şehir merkezlerine nazaran daha planlı sosyal tesisler olması, Kentsel dönüşümün ve buna bağlı düzenlemelerin 2016 yılında da hayata geçirilmeye devam etmesi, sektörle doğrudan ilgili işletmelerin giderek daha kurumsal yönetilmesinin sağladığı yönetsel ve finansal avantajların şirketleri eskiye nazaran daha güçlü hale getirmesi, Köyden kente göçün devam etmesine ek olarak artan mülteci sayısının doğudan büyükşehirlere akması sonucu özellikle batıdaki büyükşehirlerde kira ve mülk fiyatlarının artış trendinin diğer şehirlere göre daha fazla olması, Genç bir nüfus yapısına sahip olmanın getirdiği doğal talebin devam etmesi, Çekirdek aile kavramının değişmesi, evlenme ve boşanmalar nedeniyle artan konut ihtiyacının devam etmesi, olarak özetlenebilir.




 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
banner12
banner29

Başkent Emlak Konutları Tanıtıldı!
Emlak Konut GYO'nun Ankara, Çankaya'da Mühye bölgesinde yer alan yeni projesi Başkent Emlak Konutları'nın...

Haberi Oku