06 Aralık 2016 Salı  Mobil Künye Sitene Ekle İletişim
               

EMLAK GÜNDEMİ:
'Bu Eski Kenti Ortadan Kaldırmamız Gerekiyor'
Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Yaklaşık 15-20 yıldır inşaat sektörünün içindeyim. Hukukçu olarak başladım. Hukukçuluğun yanında, şimdi daha çok gayrimenkul geliştirme kısmında devam ediyorum faaliyetlerime. Emlak sektörünün sivil toplum kuruluşlarında görev alıyorum. GYODER'in yönetim kurulu üyesiyim. AYİDER'in başkan yardımcısıyım. Aynı zamanda Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu'nun da başkanıyım. Özünde bir öğretim üyesiydim. Daha çok sektörde hukuk danışmanlığı yapmak vesilesiyle, sektörün içinde pek çok alanda şu anda çalışmalarım sürüyor. 

Sektörün birçok alanında faaliyettesiniz. Peki, sektörle alakalı neler anlatabilirsiniz?

Hem iç hem de dış etkiler sebebiyle ekonomik anlamda sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Bunun yanında bir de darbe girişimi vardı. Ekonomide hafif heyecan söz konusu. Bu nedenle dikkatler inaat sektörüne yöneliyor. İnsanlar emlak alsın mı, almasn mı bu konuşuluyor. Bu durum tabii ki geçici. Bizim yaşımızda, yaklaşık 30 senedir iş hayatında olan kişilerin ortak kanaati; her 4-5 yılda bir küçük sıkıntı çıkar ama 6 ayla 1 yıl arasında bu sıkıntılar çözülür. Emlak ve inşaat sektörü kaldığı yerin çok daha ötesinde ilerlemeye devam eder. Günümüzde bildiğiniz gibi bir tarafta insanların başlarını sokacağı, barınacağı konutlar imal edioruz. Öbür tarafta da ciddi yatırım araçları imal ediyoruz. Vatandaşların tasarruflarını değerlendireceği, birikim yapabileceği, ülke kaynaklarıyla bu birikimlerini ekonomik olarak hızlı getiriler getireceği bir dönemin de başlangıcı. "Dibe değmedikçe oradan güç alıp da yukarı çıkamazsınız" diye güzel bir söz vardır. O yüzden güzel günler önümüzde. 

Dernek faaliyetlerinde 2017'de ne tür planlamalarınız var?

Türkiye'de ağırlıklı olarak gayrimenkul ve inşaat sektörünün ana gündemi kentsel dönüşüm. 2012'de başlayan kentsel dönüşüm seferberliği ile birlikte sektörde daha çok boş arsalardan ziyade, ki boş arsalar artık şehir merkezlerinde kalmadı, ilgi kentsel dönüşüme. Kentsel dönüşümde biz AYİDER olarak Kadıköy yakasında riskli yapı dönüşümü yapıyoruz, 300'e yakın üyemiz bu alanda çalışıyor. Bir kısım üyemiz de riskli alanlarda, Fikirtepe'de çeşitli parsellerde müteahhitlik ve gayrimenkul geliştirmeciliği yapıyorlar. Aynı zamanda Kartal-Maltepe hattında da, İstanbul'un yeni gelişen bir iş alanı, eski sanayi alanları şu anda ticaret ve konut merkezlerine haline dönüşmüştü. Bu alanda da faaliyet gösteren birçok üyemiz var. 

Önceden İstanbul'un dışı sayılan bölgeler şimdi merkezi lokasyonlar haline geldi. Bu büyüme sizce nereye kadar gidecek?

Bu büyüme şehirlerin fiziken sınırları ortadan kalkıncaya kadar gidecek. İstanbul bütün komşu şehirlere binalarıyla kucaklaşacak. Tabii ki ulaşım gelişecek, nüfus arttıkça sosyal donatı ve kültür alanları da kendine yer bulacak. Netice olarak bütün araziler sadece tarım ya da sanayi alanları olarak ayrılmıyor. Bunlarda ticaret ve konut alanları da söz konusu. O yüzden binalar nüfusun ihtiyacı olduğu kadar büyüyecek. Bildiğiniz gibi Türkiye'de 19 milyon 500 bin konut var. Her yıl 1 milyon konuta ihtiyacımız var. Bu konutların yarısı normal boş arsalara bina yaparak oluşturuluyor. Diğer yarısı ise kentsel dönüşüm yoluyla oluşuyor. Yani, şehrin eskiyen bölümleri kentsel dönüşüm yoluyla yenilenecek. 

Sizce kentsel dönüşüm olumlu mu ilerliyor yoksa olumsuzlukları da var mı?

İlk kentsel dönüşümün acemiliğini yaşadık. Acemiliğini yaşadığımız için, yaklaşık 3 yıllık kentsel dönüşüme baktığımız zaman yüzde 50 oranında kötü dönüşmüş alanlar söz konusu. Yüzde 50 oranında da güzel dönüşmüş alanlar söz konusu.  Mesela Fikirtepe gerçekten çok güzel dönüşüyor. Projeler bittiği zaman, insanların gerçekten mutlulukla yaşayacakları, içerisinde sosyal ve kültürel donatı alanlarının da olacağı bir yerleşim yeri olacak. Yine İstanbul Gaziosmanpaşa, yaklaşık 4400 dönümlük kentsel dönüşüm alanına sahip. Kentsel dönüşüm proje planları, dünyanın en iyi 3 mimarlık firmasından birine yaptırıldı. Kentsel dönüşümde planlama süreçleri yaklaşık 3-4 yıl sürüyor. Bunlar çeşitli müteahhitlere ihale edilerek yapılıyor.  Yine halkla uzlaşma ve yeni gayrimenkulle takas söz konusu. Bu yüzden kentsel dönüşümün ortaya çıkması minimum 5 yıl süreyi kapsıyor. Şu ana kadar yapılan kentsel dönüşüm, kentsel dönüşümün sadece %5’i. Asıl kentsel dönüşüm arkada. Geri kalan %95’i 15-16 yıllık bir dönemde yapılacak. Biz kentsel dönümün şu anda buzun üstünde kalanını, yani 10'da 1’lik kısmını görüyoruz, hatta 20’de 1’lik kısmını görüyoruz diyebilirim. 

İnsanların kentsel dönüşüme bakış açıları genelde olumsuz. Derneğinizin bununla alakalı faaliyetleri neler? 
 
Her şeyden önce bu algıyı oluşturma dediğimiz şey neticede bütünsel bir çalışma. Hem bu konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve hükümetin diğer ilgili bakanlıkları, hem de bu işe gönül vermiş sivil toplum kuruluşları,  inşaat şirketleri çalışıyor. Kentsel dönüşümün kötü bir şey olmadığını, tam tersine onları mutlu edecek ve ellerindeki gayrimenkullerin değerlerini yükseltecek bir şey olduğunu göstermemiz lazım. Türkiye Allah korusun 2 deprem kuşağının, fay kuşağının üzerinde ve bunlardan biri, Anadolu’dan başlayıp Doğu Anadolu’dan, Orta Anadolu’ya kadar uzanıyor. Bunların bir tanesi de Ege Bölgesi'yle Marmara Bölgesi'ni kapsayan bir kuşak. Yani Türkiye’nin yaklaşık yüzde 50’si deprem fay hatlarının üzerinde yer alıyor. Buradaki eski teknolojiyle yapılmış eskiyen konut stoğunu ve iş yeri stoğunu değiştirmemiz gerekiyor.  Ne yapacak kentsel dönüşüm? Öncelikle insanların can ve mal güvenliğini koruyacak binalar verecek ve bir deprem söz konusu olduğu zaman ya da başka bir afetle binanın çökme tehlikesi yada yıkılma tehlikesi olmayacak. Şu anki teknolojiyle 7- 8 şiddetinde depreme dayanıklı binalar yapılacak. Bu yüzden kentsel dönüşümün birinci işi, can ve mal güvenliğini sağlayan konutlar ve binalar sağlamak. 

Kentsel dönüşümün ikinci ayağı, halka mutlu çevreler, alanlar, semtler ve mahalleler yaratmak. Çünkü bugün mahallelere baktığıız zaman Esenler'e, Kağıthane’ye, Gaziosmanpaşa’ya, Kartal’a, Küçükçekmece’ye baktığımız zaman öncelikle burada insanların spor yapabilecekleri alanların ve salonların olmadığını göreceksiniz. Biz insanların toplanıp sosyalleşebilecekleri meydanların, parkların olmadığını görüyoruz. Varsa da sadece çocuk parkları veya yol kenarındaki yeşil alanlar. Bunun dışında gelişen nüfus doğrultusunda okul alanlarına, sağlık alanlarına, yaşlı alanlarına, yaşlıların barın bileceği alanlarına ihtiyacımız var. Bu alanlar şu anda binalarla dolmuş durumda. Eğer biz kentsel dönüşümle binaların bir kısmını rezerv alanlarına dönüştürürsek, buradan açılacak alanlara bahçelerin içinden suların akacağı yeşil alanların ağaçların olacağı insanların ağaçların altında sosyalleşeceği, komşularıyla görüşeceği yeni insanlar tanıyacağı yeni alanlar oluşturacağız. Bu da insanların mutlu olmasını sağlar. Ben kendi oğlumu spor salonuna götürmek için 1,5 saat servis yükü çekiyorum. Düşünebiliyor musunuz kendi mahallenizde spor salonu var bir de 1,5 servisle gidip 1,5 saat dönmeyi düşünün. Aynı şekilde insanların iş yerlerine ofislerine gidebilmeleri için her gün 1,5 saatleri yolda geçiyor. Bunları engelleyebilmek için yaşam alanlarıyla ticaret ve küçük sanayi alanlarını ofis alanlarıyla artık iç içe yerleştirmemiz gerekiyor. Yeni şehircilik bunları gerektiriyor. Yani şehrin bir ucuna konutları yapıp diğer ucuna sanayi alanları koyup bir başka ucuna ticaret yerlerini ve ofislerini kurmak doğru bir yöntem değil. Bu eski moda kenti ortadan kaldırmamız gerekiyor. 

İnsanlar bir bölgede düzen kurup, her yer yakın olsun istiyorlar. Bunlarla ilgili alternatif çözüm önerileriniz var mı?

Belli semtler dışında, insanların yüzde 90’ı, kentsel dönüşüm sonrasında aynı semtlerde oturmaya devam edecek. Bunun dışında çok yoğun yapılaşması olan semtlerde, konutlarda 5-6 kat üzerine çıkılmaması gereken bölgelerde bu olmayacak. Yüksek binalarda insanların psikolojisi bozuluyor. Yani evinizde oturduğunuz zaman mahalleyi göz seviyesinde görebilmeniz gerekiyor. Yüksek binalarda 30. 40. katlarda insanlar yalnızlaşıyor. Bu yüzden Avrupa’ya baktığınız zaman konut alanlarını 4-5 kat şeklinde toplandığını görüyorsunuz. Sadece ofis binalarını, ticaret alanlarını ve alıveriş merkezlerini yüksek yapabilirsiniz. Önemli olan vatandaşa kentsel dönüşümde doğruyu anlatabilmek. 

Kentsel dönüşümde iki tip yardım var. Bunlardan biri kira yardımı. Baktığınız zaman 800, 850 TL bir kira yardımı İstanbul’un merkez çeperi dışında Türkiye’nin yüzde 90’nında yeterli bir kira miktarı. Bunun dışında konutunu kendi yapmak isteyen vatandaşlarımız açsından da kredi yardımı var şu an için 100.000 TL. Kredinin 100’de 4 faizini, yani yarı faizini devlet ödüyor. Bu açıdan baktığımız zaman devletin büyük çalışmaları olduğu görülüyor. Bunlar uzun vadeye yayılmış yeterli çalışmalar. Bunları hem medyanın hem de sivil toplum kuruluşlarının anlatması gerekiyor. 
 
AYİDER olarak sizin dernek faaliyetlerinizde bu alanda büyük çalışmalar yapılmakta. Bunun dışında müteahhitlerinize belli eğitimler veriyor musunuz?

Sürekli müteahhitlerimiz ve müteahhit şirketlerinin çalışanları çeşitli seminerlerden geçiyor. Bunun için AYİDER bünyesinde bir başka sivil toplum kuruluşuyla çeşitli seminerler veriyoruz. Ayrıca çeşitli üniversitelerle işbirliği yapıyoruz. Gayrimenkul geliştirme ve inşaat geliştirme bölümleriyle ilgili birimlerde kentsel dönüşüm, imar ve diğer çalışmalarla ilgili derslerimiz sürüyor.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
banner12
banner29

Günlük Kiralık Ev Muamması!
Terör saldırıları sonrası güvenlik endişesiyle gündeme gelen ‘günlük ev’lere 678 sayılı KHK ile...

Haberi Oku